-- Bilim, Uzay

Evrenin oluşumundan bu yana yaklaşık 14 milyar yıl geçtiği tahmin ediliyor. Boyutlarının insanın hayal edebileceğinin çok çok üstünde olması, evrenin sadece keşfedilebilen kısmında 400 milyardan fazla galaksinin olması beraberinde birçok gizemi getiriyor. Evrende bugüne kadar sıra dışı birçok şey keşfedildi ve keşfedilmeye devam edecek…
Şimdiye kadar karşıza çıkan en ilginç 7 şey…

7. Elmas Gezegen (55 Cancri e)

evrende-simdiye-kadar-karsimiza-cikan-en-ilginc-7-sey-elmas-gezegen
55 Cancri e veya diğer adıyla Süper Dünya. Bazıları Elmas Gezegen demektedir. 55 Cancri e, 30 Ağustos 2004 tarihinde keşfedilmiştir. Bilim insanları 11 Ekim 2012 tarihinde 55 Cancri e’nin bir karbon gezegen olabileceği açıklanmıştır.
Dünya’dan 40 ışık yılı uzakta olan gezegen, dünyanın yaklaşık 2 katı büyüklüğündedir. Gezegenin en önemli özelliği elmastan oluşmasıdır. Ayrıca bilim insanlarının açıklamalarına göre, “daha önce de elmas gezegenler bulunduğunu ancak bunun diğerlerinden farklı olarak güneşe benzer bir yıldızı olduğunu” belirtiyor. Ayrıca gezegen çok hızlı hareket ediyor; 1 yıl sadece 18 saat sürüyor. Elde edilen son verilerin ışığında, karbon zengini gezegenlerin, iç ve dış yapıları bakımından dünyadan farklı olduklarının netleştiği de belirtiliyor. Bilim insanlarırının açıklaması; “Baktığınızda kayalıklarla kaplı bir yüzey görüyorsunuz. Ancak kimyasal yapısı farklı. Su ve granit yerine elmasla kaplı.” Bunun yanı sıra, yüzey sıcaklığının tam 1600 derece olduğu kaydediliyor.

 

6. Kaynar Buz Gezegeni (Gliese 436 b)

6 Gliese 436 b, Gliese 436 adlı kırmızı cüce etrafında dönen, Neptün boyutlarında güneşdışı bir gezegendir. 2004 yılında keşfedilmiştir. Güneş sistemi dışında bu boyutlarda keşfedilen ilk gezegenlerden birisidir. 2007 yılının Mayıs ayında kendi yıldızının önünden geçerken, yıldızın ışığını perdeleyerek optik olarak gözlemlenmiştir.
Gliese 436 b, 2004 yılında Dr.Paul Butler ve Geoffrey Marcy’nin başlarında bulundukları bir araştırma grubu tarafından keşfedilmiştir.55 Cancri e ve Gliese 436 b, Neptün kütlesine yakın kütleleriyle, Güneş Sistemi dışında keşfedilen yeni bir gezegen sınıfının ilk üyeleridir. Gliese 431 b şu ana kadar optik olarak gözlemlenebilen “sıcak Jüpiter”lerin dörtte biri kütleye sahiptir. Gezegen 2007 yılında yıldızının önünden geçerken optik olarak gözlemlenmiştir. Bu geçiş esnasında gezegen çap ve kütlesinin Neptün gezegeniyle oldukça benzer oldukları tespit edilmiştir.
Gezegenin yıldızı etrafındaki bir turu 2 gün 15.5 saat sürmektedir. Çekirdeği kaya ve demirden oluşan gezegenin yüzey sıcaklığı 712 K(439 °C) olarak hesaplanmıştır. Yüksek yüzey sıcaklığına rağmen büyük kütleçekiminden kaynaklanan basıncın etkisiyle su, yüzeyde katılaşıp sıcak buz formunda bulunmaktadır. Gezegen kütlesinin yarısının bu buzdan mantodan oluştuğu tahmin edilmektedir. Gözlemlenen çap ve kütleden dolayı gezegen atmosferinin hidrojen ve helyumdan oluştuğu sanılmaktadır.

5. Karanlık Gezegen (Tres 2b)

5
TrES-2b bir güneş dışı gezegen olup güneş sistemimizden 750 ışık yılı uzakta bulunmaktadır. Etrafında döndüğü yıldızın adı GSC 03549-02811’dir. Bu gezegen 21 Ağustos 2006’da Kepler Uzay Aracı tarafından tespit edilmiştir. Gezegenin yarıçap ve kütlesi onun bir gaz devi olduğunu göstermektedir. Ayrıca etrafında döndüğü yıldıza çok yakın olduğu için bu onu “Sıcak Jüpiter” sınıfına koymaktadır. 2011 yılında bilinen en karanlık gezegen olarak tanındı TrES-2b. Çünkü üzerine çarpan ışığın yaklaşık sadece %1’ini yansıtmaktadır. Bu kömürden ve siyah akrilik boyadan bile daha koyu bir siyahtır. Bilim insanları bunun sebebinin gezegenin atmosferinde yoğun miktarda buharlaşmış sodyum,potasyum ya da gaz halinde bulunan titanyum oksit gibi ışığı emen kimyasallar bulunduğunu düşünüyor.

4. Bilinen en büyük su kütlesi

4
Dünyadan yaklaşık 12 ışık yılı uzakta olan su kütlesi 2011 yılında NASA tarafından keşfedildi. Yapılan hesaplamalara göre; Dünyanın bütün okyanuslarında bulunan toplam suyun 140 trilyon katı kadar su bulunduruyor. Buhar halindeki su kütlesini, kuasar olarak adlandırılan ve ortasında, büyük bir kara delik bulunan gök cismini sarıyor. Keşfi yapan ekiplerden birinin başkanı olan Bradford; yaptıkları bu keşfin, sanılanın aksine suyun evrende oldukça yaygın olduğunu ve hatta evrenin en erken zamanlarından beri var olduğunu gösterdiğini söyledi.

 

3. Dev alkol bulutları

3

Dünyaya yaklaşık 26 bin ışık yılı kadar uzaklıkta olan ‘Sagittarius B` 2001 yılında keşfedildi. Yıldızlar arasında gaz ve toz bulutu olarak bulunan ‘Sagittarius B` bünyesinde milyarlarca litre alkol bulundurmaktadır. Keşfi yapan ekipten Barry Turner, Sagittarius’ta buldukları alkolün oldukça önemli olduğunu, uzayda serbest halde bulunan karmaşık organik yapısının incelenmesinin birçok bilimsel araştırmaya faydalı olacağını söylüyor.

 

2. Bilinen en büyük yapı: Kuasar

2
Kuasarlar, evrenin en uzak köşelerinde akıl almaz bir enerjiyle parlayan gökadalara verilen addır. Evrenin genç ve çalkantılı dönemindeyken oluştukları bilinmektedir. Merkezlerindeki dev karadeliklerin kütleçekim gücüne kapılan büyük miktarda maddenin ısınıp şiddetli ışınım yayması nedeniyle muazzam parlaklıklarını kazandıkları düşünülmekteydi. Bu nedenle de yaygın görüş, kuasarların gazca zengin dev gökadalarda ya da başkalarıyla çarpışıp hareketlenmiş gökadaların merkezlerinde bulundukları biçimindeydi. Ancak, dünyadan 10 milyar ışıkyılı uzaklıkta 10 kuasar üzerinde kızılötesi teleskopla yapılan gözlemler, ev sahibi gökadaların, küçük gökadalar olduğunu ortaya koydu.1045 ile 1048 erg/s aralığındaki enerji çıktıları ile en ışıtmalı etkin çekirdek gösterirler.

Bir kuasar çok uzakta bulunan radyo kaynağı olup içinde bir sürü takım yıldızı barındırır. Kuasarlar çok parlak ve enerjiktir, ilk kez kırmızıya kayma miktarları ile saptanmıştır. Bu elektromanyetik dalgaların boyları radyo dalgaları ve görünür ışığın arasındaki spektrumdadır. Bu dalgalar, galaksiler gibi geniş alanlı ışık kaynaklarından bizlere yıldız gibi görünen nokta kaynaklarından gelmektedir.

1980’in başlarına kadar bu objelerin doğası hakkında tartışmalı görüşler olsa da , şu an uzlaşılmış bilimsel kanı şu yöndedir: Kuasar çok büyük bir galaksinin merkezindeki sıkıştırılmış alandır. Ayrıca bu alanın merkezi birçok büyük kütleli karadelik çevrelemektedir. Büyüklükleri yaklaşık olarak Schwarzschild yarıçapının 10 ile 10000 katı olarak değişmektedir. Kuasar bir karadeliğin etrafından olan büyüme diski tarafından kuvvetlendirilir.

Bilinen 200000 kuasarın çoğu Sloan Sayısal Gökyüzü Araştırması (Sloan Digital Sky Survey) ile tespit edilmiştir. Gözlemlenen bütün kuasar tayfları 0.056 ile 7.085 arasında bir kırmızıya kayma (redshift) değerine sahiptir. Bu kırmızıya kaymalara Hubble kanunu uygulanarak bunların bizden 600 milyon ile 28.5 milyar ışık yılı (Comoving mesafesi olarak) arası uzaklıklarda olduğu bulunabilir. En uzak kuasarlarla aramızdaki mesafenin büyüklüğünden ve ışığın sınırlı hızından dolayı kuasarları ve etrafındaki boşluğu ancak evrenin çok eski zamanlarında var olduğu halleriyle görebiliriz.

Çoğu kuasar 3 milyar ışık yılından daha uzaktır. Kuasarlar, her ne kadar Dünya’dan bakıldığında zayıf görünseler de bu kadar uzaktan görülebilmeleri gerçekte evrendeki en parlak cisimler olmalarından kaynaklanmaktadır. Gökyüzünden görünen en parlak kuasar, Virgo takım yıldızındaki 3C 273’tür. Ortalama görünen büyüklüğü 12.8 olmakla beraber (orta boyutlu bir teleskopla görünebilecek kadar parlak) mutlak büyüklüğü -26.7’dir. 33 ışık yılı kadar bir mesafeden bakıldığında bu cisim gökyüzünde Güneş’in Dünya’da göründüğü kadar parlak görünür. Bu kuasar Güneş’in sahip olduğu aydınlığın 4 trilyon katına, Samanyolu gibi devasa galaksilerin ışık enerjilerinin toplamının 100 katına sahiptir. Bununla beraber, bu hesaplamalar kuasarın bütün yönlerde enerji yaydığı farz edilerek yapılmıştır. Bir aktif galaktik çekirdek madde ve enerjinin kuvvetli bir püskürmesi ile ilişkili olabilir ve öncelikli olarak kendi püskürmesinin yönünde yayılım yapıyor olabilir. Çoğu milyarlarca yıl önce aktif olan fakat ancak bugün görülebilen aktif çekirdeklere sahip milyarlarca galaksi içeren bir evrende –kimi diğerlerinden daha direkt bir biçimde- bize doğrulmuş olan binlerce enerji püskürmesinin olduğu istatiksel olarak kesindir. Pek çok durumda kuasarın parlaklığı arttıkça püskürmenin bize daha direkt bir biçimde yönelmiş olması olasıdır.

1. Karanlık Madde ve Karanlık Enerji

1
Bu iki kavramdaki karanlık ibaresi, bunların; bırakın maddeyle, ışıkla bile herhangi bir etkileşime girmemelerinden ileri gelir. Işık, görmenin anahtarıdır ama bu iki kavram ışıkla etkileşimi olmadığı için görünmezler. Büyük patlamadan sonra muhtemelen ilk 5 milyar yıl karanlık maddenin çekim gücü evrenin hakimi iken sonrasında karanlık enerji evrenin mutlak hakimi konumuna yükselmiş bunun sonucu olarak evren her geçen gün artan bir hızla büyümektedir. Bildiğimiz anlamdaki maddesel yasalar, bilinen evrenin sadece kabaca yüzde 5’i ile ilgilidir. Geriye kalan %95 hala bizler için bilmecedir. Son gözlemler sonucunda evrenin %23’ünün karanlık madde, %72’sinin ise karanlık enerjiden oluştuğu sanılmaktadır.

Aslında karanlık enerji kavramını ilk kez Albert Einstein ortaya çıkarmıştır. Bulmuş olduğu görecelik teorisine göre formüllerini kullanarak, evrenin asla sabit hacimde kalamayacağını, genişleyeceğini ve/veya çökeceğini hesaplamıştır. Ancak Hubble’ın, evrenin hep genişlediğini kanıtlamasıyla bulmuş olduğu bu yeni enerjiye saçma sapan enerji demiş, kendi de aslında formülleriyle kanıtladığı karanlık enerjiyi önemsememiştir.


Kaynaklar: Wikipedia, NASA, SpaceX,
http://bilimfili. com/evrende-simdiye-kadar-karsimiza-cikan-en-ilginc-7-sey/

İlgili Yazılar

Yorum Yaz

Yorum