-- Makale, Sonun Başlangıcı

Varoluş… Bir şeyin nasıl olduğu gerçeği demektir sözlükte. Peki gerçekten varolduk mu?

Herşeyin varoluşunun başlangıcı için, büyük patlamayı işaret eder genel olarak tüm bilim kitapları. 13.8 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak, iğne ucundan daha küçük bir noktadan meydana gelen ‘evrenin evrimi’ kuramı. Bilimin nezihinde ortaya atılmış her teori yeni bir teoriye gebedir. Çünkü bilim, yöntemle elde edilir ve deneylerle (uygulamalarla) doğrulanır. Eğer ki teorik olarak bir yöntem kullanıp bir bilgi elde ettiyseniz bunu uygulama ile doğrulamalısınız. Bu hiç bir zaman basit bir şey olmamıştır. Çünkü uygulama aşamasında teoriniz farklı teorilere ve hatta o teorilerde daha farklı teorilere kapı açabilir. Bilim, her zaman ve her yerde kesinlik ve geçerlilik ister.

Aklımda uzun zamandır bunu bir şekilde kendi düşünce kavramımım üzerinde yorumlayıp yoğurup yazmak vardı. Taki Albert Einstein’nın ‘hiç bir sorun, sorunun olduğu bilinç düzeyinde çözülemez’ sözüne rastlayıncaya kadar. Bu söze rastlayıncaya kadar aklımda yazmak fikirleri varken artık yazmam gerektiği fikri oluştu.

Varoluşu bir sorun olarak ele alırsak ve bu sorunu çözemiyorsak, yaratmış olduğumuz sorunu, yaratmış olduğumuz bilinç düzeyiyle değil, bakış açımızı değiştirerek veya daha gelişmiş bir bilinç düzeyiyle ele almamız lazım.

Bunun için normal hayatta karşımıza çıkan sayısız örnek mevcuttur.
Karmaşıklık mesela… Bir konu veya olay üzerinde kişi kendi bilinç düzeyinde hareket ederek olayı veya konuyu çok karışık olarak algılarken, diğer bir bilinç yani kişi çok basit bir şekilde çözüme kavuşabiliyor.

Bilinç; insanın kendini, çevresini ve neler olduğunu algılama, tanıma yorumlama ve fark etme yetisidir. Sosyolojik olarak bir insanın bilinç yetisi, yetiştiği ortam, aldığı eğitim ve çevresine göre değişiklik göstermektedir. Her bireyin aldığı eğitimden kendine kattıkları, çevresi veya bilinç yetisi aslında bir takıma insanın karakterini oluşturur. Yani her insan farklı karakterde ve bilinç düzeyinde olur.

İnsanlık varolduğundan bu yana sürekli farklı yaşam koşullarında hayatını şekillendirmiştir. Önce göçebe bir hayat süren insanlık, bilinç yetisi geliştikçe yerleşik hayata geçerek köylerde hayat sürmeye, daha sonra şehirler oluşturup metropollerde yaşamaya başlamıştır. Buda yetmemiş kendi fiziksel benliğinin dışına çıkarak hayatı internete taşımaya başlamıştır. Tüm bu gelişmeler insanlığın genel anlamda bilinç düzeyini değiştirip, geliştirdiği için bilginin yüceliğini ortaya çıkarmıştır. Çünkü bilgi; bilinci, bilinç; karakteri; karakter bireyi oluşturmaktadır.

Mark Zuckerberg Facebook’u Bosna’ya kullanıma açtığında devam eden bir davası sırasında mahkeme salonundan birisi ‘Bosna… Yolları yok ama Facebook’ları var’ demişti. İnsanlık gerçekten kendi yarattığı bu sanal ortamda yaşam sürdürmekte bu kadar ısrarcı mı?

Tabiki herşeyin bir bedeli vardır. İnsanlık varoluşunu herkesin ulaşabileceği sanal bir ortama taşıyınca farklı bilinçteki insanlar birbirleriyle çok daha kolay bilgi paylaşıp, iletişim kurmaya başladılar. Peki ya farklı bilinç düzeyinde ortaya atılan fikirler insana ne kazandıracaktır? Açık konuşmak gerekirse acınası bir duruma zemin hazırlar gibiyiz. Çünkü farklı bilinç düzeyindeki insanların ortaya attığı fikirler büyük bilgi kirliliklerini beraberinde getirdi.

Çağdaş KAYAMakaleSonun Başlangıcı – Bölüm 1

İlgili Yazılar

Yorum Yaz

Yorum